Türkiyədən Rauf Mirqədirovun həbsinə reaksiya

Türkiyədə yaşayan və “Ayna-Zerkalo” qəzetinin həbs olunan əməkdaşı Rauf Mirqədirovla bağlı xəbəri ilk yayan azərbaycanlı jurnalist Şeyda Nəsibli özünün facebook səhifəsində maraqlı status paylaşıb. 
 
Ş.Nəsiblinin yazısını olduğu kimi təqdim edirik: 
 
19 Nisanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti Azerbaycanlı gazeteci Rauf Mirgedirov’u sınır dışı etti. Rauf M. dört yıldır Azerbaycan’da çıkan AYNA (ZERKALO) gazetesinin Türkiye temsilciliğini yapıyordu. Ben bizzat şahidim. Kendisi Türkiye’de hiçbir sorun olmadan, tüm yasalara uyarak yaşamaktaydı. Kendilerine göre yavaş yavaş düzen kurmuş, çocuklarını Türk okuluna vermişlerdi. Hatta ileride bu ülkede kalma planları bile vardı. Vatandaşlık isteyeceklerini söylüyorlardı. Rauf M. burada da aynı Azerbaycan’daki gibi şerhlerini/analizlerini yazıyordu. Asla ve asla Türk devletine zarar getirecek herhangi girişimde bulunmuyordu.
Burada çalıştığı dört yılda iki defa Ermenistan’a gitti. Yakınlarının bildirdiğine göre Azerbaycan’da bu seferler daha sık yapılıyor, bazen senede iki defa Ermenistan’a gidiyordu. Orada bir gazeteci olarak bulunuyor, dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerle beraber toplantılara katılıyordu. Bu güne kadar ufak bir sorun yaşamadı.
Ama ne olduysa R.T.Erdoğan’ın 30 Mart yerel seçimlerden sonra Azerbaycan’a yaptığı seferden sonra oldu. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı 5 Nisan’da Bakü’ye gitti. Akabinde Azerbaycan’da Nurcu oldukları ileri sürülen şahıslara karşı tutuklamalar yaşandı. Türkiye’de ise sadece üç gün sonra yani Nisan’ın 8 de bir telefonla R. Mirgedirov’a basın vizesinin iptal edildiği bildirildi. Kendisi ilk şoku atlatmaya çalışırken burada Türk ve Azerbaycan devletlerinin kapısını çalmaya, bir bilgi almaya çalıştı. Ama kimse bir bilgi vermedi. Sadece ‘haberimiz yok’ denildi. Çok endişeliydi. Ankara Emniyetine gitti. Dosyası tertemizdi. Emniyetten ona 4 yılda hiçbir suç kaydın yok denildi. Azerbaycan Büyükelçiliğine gitti. Oradan da bir cevap alamadı. Endişesi doruktaydı.
Kendisine Azerbaycan’a gidemez misin diye sordum.
‘Bu sıralar çok gazeteciyi habsettiler. Orada durumlar karışık.’ dedi.
Yakında vizesi biteceği için mecburen ülkeden çıkıp, herhangi bir ülkeye giriş çıkış yapması gerekiyordu. Maddi durumlarına göre en uygun yer Gürcistan idi. Biletlerini aldılar, ama gidemediler. 18 Nisan gece 24.00 de bindiği otobüs durduruldu ve alınarak Ankara Emniyetine götürüldü. Gece Emniyette kalan gazeteci ertesi gün ülkeden sınır dışı edildi. Biz sınır dışı diyoruz ama ona karşı yapılan sıradan bir sınır dışı olayı değildi. Adamı resmen suçlu gibi yakalayıp koluna kelepçe takıp Azerbaycan Devletine verdiler.
Dün Azerbaycan’a gelmedi denilen, hakkında hiç bir bilgi verilmeyen gazetecinin bu gün Azerbaycan Milli İstihbarat Teşkilatında (MTN’de) saklandığı ve vatana ihanetten hakkında işlem başlatıldığı bildirildi. İşte, Azerbaycan’ın yazılmamış kanunları…
Hiç şüphesiz Vatana İhanet ağır bir suçlamadır. Azerbaycan kanunlarına göre en az 10 yıl, en fazla ömür boyu hapis cezası alabilir. Öte yandan Vatana İhanet adıyla bir sürü suç sıralana bilir. R.Mirgedirov’a soruşturmada hangi soruların sorulduğu şimdilik bilinmiyor. Savcılık hangi konuda yoğunlaşmış, bilinmiyor. Akıllara sadece gazetecinin Ermenistan seferleri geliyor.
Peki, Ermenistan’a gitmekle, oradaki konferanslara katılmakla vatana ihanet edilir mi? Hemen cevap vereyim; EDİLİR. Nasıl mı? Anlatayım.
2005 senesinde bir gurup gazeteci arkadaşımla Litvanya’ya gitmiştim. Yanımıza bir sürü ermeni soykırımı, ermeni vahşilikleri, Azerbaycan’ın haklı davasını, Karabağ’ın işgali konularında bizzat devletten edindiğimiz kitap, CD, broşür vb. almıştık. Bu malzemeleri Litvanya’nın Büyük Millet Meclisinin ve Devlet Üniversitelerinin kütüphanesine verdik. (bu kurumların kütüphanelerinde Ermeni meselesi üzerine ilk kaynak bizim verdiğimiz kitaplar oldu. O zamana kadar devletim nereye bakıyormuş acaba?) Sivil Toplum örgütlerinin kütüphanelerine de verdik. Karşılığında ne aldım, biliyor musunuz?
– Orada bulunan Ermeniler sizi şikâyet edeceğiz diye bizi tehdit ettiler.
– Aliyevler’e yakın olan Litvanya Azerbaycanlıları Derneği başkanı bana hakaret etti, üzerime yürüdü, alttan almasaydım kesin fiziki güç kullanacaktı.
– Memleketime döndüğümde hem heyette giden arkadaşları, hem beni arayıp tehdit ettiler. Orada devlet aleyhine konuşmuşsunuz dediler.
Burada bir parantez açayım (orada devlet aleyhine değil, Aliyevler’in aleyhine konuşmuş, seçimlerin sahteleştirildiğini, oyların çalındığını, Gestapo rejimi kurulduğunu, demokrasi ve insan haklarına saygı duyulmadığını belirtmiştim. Bunları demiştim evet, ama devletim aleyhine en ufak bir kelime dememiştim.) Ama kime anlatacaksın? Onlar için Aliyevler devlet, benim için ise bir monarşi, diktatörlüktür. Mesele budur.
Eminim, şimdi Rauf’un da başına gelen aynen budur. Beni düşündüren birkaç sorum var;
– Rauf vatana ihanet etseydi Türkiye ona basın vizesi verir miydi?
– 4 senede Emniyetteki dosyasına ufak bir not düşülmez miydi?
– Buradan 2 defa Ermenistan’a gitti. Bir kusuru olsaydı, topraklarına sokar mıydı?
– Bu 4 senede bir kere olsun ihbar edilmez miydi?
R.Mirgedirov kendisi söylemişti. Bir önceki konferansta Farslarla tartışmış. Hatta Farslar ona suikast yapmak istemişler. Bunun üzerine Ermeni polisi korumasını daha da güçlendirmiş. Son gittiği konferansta (Adı geçen toplantıda Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezinden temsilci de vardı-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nun (USAK) yeni çalışma binasını da hizmete açmış ve ilk dersi vermiş.5 Kasım 2009) ise ermeni soykırımı meselesinde Ermenilerle ciddi tartışması olmuş. Türk temsilci ağzını açmadığı halde hem Türkiye’yi hem Azerbaycan’ı ciddi şekilde savunmuş.
Aslında Rauf’a teşekkür edilecekken iki iktidar birleşip onu rezil bir şekilde hapse attılar. Mükâfatı bu mu? Rauf sıradan bir vatandaş gibi deporte edilmedi, resmen terörist muamelesi gördü. Aslında Türk hükümeti önce sinsice davrandı. Vizesini iptal ederek hiç bir şeye karışmak istemedi. Düşündüler ki, Azerbaycan’a gider, nasıl olsa orada hapsolunur. Ama Gürcistan meselesi planlarını bozmuş oldu. Türkiye bu sefer harekete geçti ve sağ olsunlar bir basın mensubuna tüm yasaları, kuralları çiğneyerek terörist muamelesi yaptılar.
Azerbaycan yetkililerine de sorularım var?
– R.Mirgedirov’un Ermenistan’da hükümet aleyhine söylediği ufak bir not mu geldi önünüze?
– Her Ermenistan seferinden sonra tuttuğunuz raporları mı tutamadınız?
– Türkiye’den başka kimleri istediniz? Listede kimlerin adı var?
– Aliyevler’i eleştirmek Devlete ihanet mi?
– Bakü’de hala 200 bin ermeni kadın bulundurmanız devlete ihanet suçuna girmiyor mu?
– Ermenistan’a petrol satmanız devlet’e ihanet mi, değil mi?
– Sizin için Aliyev’lerle devletin ne gibi farkları var?
– Azerbaycan petrollerinin, zenginliklerinin tüm paralarını cebe akıtmak devlete, millete ihanet mi, değil mi?
– Bağımsızlığını kazanmış Azerbaycan’ın demokratik hükümetini Rus tankları ile devirmek devlete ihanet mi, değil mi?
– Azerbaycan’ı kendi milli ekseninden kaydırıp tekrardan Rusya’nın eyaletine çevirmek devlete ihanet mi, değil mi?
– Yerli üretimi sıfırlamak, insanları bir parça ekmeğe muhtaç etmek, insanların oyunu çalmak, onları aşağılamak, Rusya pazarlarına sürmek devlete ihanet midir, değil midir?
 
Daha çok soru sıralamak mümkün. Ama sadece onu demek istiyorum ki biz bağımsız gazetecileriz. Sizin hoşunuza gitsin diye yazmıyoruz. Görevimiz vatana ihanet değil, doğruları söylemektir. Eğer Rauf Mirkadirov Azerbaycan’da demokrasi, basın özgürlüğü, insan hakları yok demişse, bu, vatana ihanet değil, gerçekleri söylemektir.
Bir de bilin ki, ne kadar diktatör olursanız olun, bu yaptığınızdan dolayı başınız ağrıyacaktır. Er ya da geç nasıl tuttuysanız, öylece bırakacaksınız…..
Türk hükümetinin bu ayıbı da yanına kar kalmayacaktır, tarihine kara leke olarak geçecektir…