İranda türk düşmənliyi – bilərəkmi, bilməyərəkmi?

vahid-azerVahid Azər

İran’da Türklere veya başka milletlere yapılan hakaretleri bir kaç açıdan değerlendirmek lazım.

Birinci olarak İranın devlet yapısından yola çıkmak lazım. Bu yapıyı düşündüğümüzde olayı çok kolay değerlendire biliriz. Bir ülkenin yöneticileri camideki imamlardan ibaret ise televizyon yapımcıları da büyük olasılıkla kendi alanlarının uzmanları değillerdir. Bu insanlar kendi işlerinin uzmanları olsalar o sınırlar içerisinde yaşamakta olan zavallı çocuklara tuvalet dışkısını konu alacaklarına insanlık, barış, yardımseverlik, özveri ve karşılıklı saygı gibi insansal kavramları empoze ederlerdi. Dolayısıyla bu yapımcılar kendileri bile ne yaptıklarını bilmeyen insanlardır.

İkinci açı bu çocuk programının bilerek ve organize bir şekilde hazırlandığıdır. Hotel sahibi (Fars) karizmatik ve modern bir karakter iken hotel konuğu bağırarak konuşan, şikayet eden, konuşma tarzını bilmeyen bir gericidir. Hoteli İran ülkesi olarak değerlendirirsek (İran sinemasında bu tür simgelemeler çok yaygındır.) Fars insanı ülkenin yöneticisi ve Türk insanı dışarıdan gelmiş yabancı bir geçici misafirdir. Bu konuyu hotel sahibinin hotel konuğu ile Türkçe yanı sıra İngilizce konuşması daha da belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır. İran yöneticisi (Fars ırkçısı) yabancı Türk insanına (İranda yaşamakta olan bütün Türkler) çok güzel bir yaşam ortamı sağladıklarını söyler. Pencerenin önünden geçen kuşlardan özel ışıklandırmalara kadar özenle hazırlanmış ortamdan bahseder. Ancak yine bütün bu hazırlanan olağan üstü yaşam ortamına rağmen Türk insanı nankörlük yapar. Acaba gerçekler böyle midir? Tabii ki böyle değildir ve tam da tersi.

Olayı tarihi açıdan ele alsak bu olayların yüz yıllarca önceden süregelen olaylar olduğunu anlayabiliriz. Şehnamedeki İran (Fars) ve Turan (Türk) savaşlarını hatırlıyor musunuz? Demek birileri sürekli bu düşmanlıkları beslemekte ve canlı tutmaktadır. Demek birileri bu olayların sırtından çıkar elde etmektedir. Islam ve Fars ırkçılığı (cehaleti) üzerine kurulmuş olan İran devleti ise yazılı bu senaryoları yukarıda nedenleri açıklandığı gibi bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde uygulamaktadır. Farsça yayın yapan İran ve İran dışı medyanın bu olay ile ilgili yayınladığı haberlerin hemen hemen aynı edebiyatı içerdiğidi bu organizasyonun ne kadar köklü olduğunu ortaya koyar. Örneğin İngiltere’den yayın yapan BBC Farsça ve ya Irandan yayın yapan Fars Haber ajansının olaya bakış açısı ve kullandığı kavramlar hemen hemen aynı türdendir. Türk insanına Azeri ve Türk milletinin diline bir ağız veya şive denilmektedir. İranda yaşamakta olan Kaşgarlı, Horasan, Türkmen, Haleç, Isfahan ve başka bölgelerde yaşamakta olan Türkleri kulak ardı edip sadece Azeri ağızında (Fars medyasına göre) konuşmakta olan insanlardan özür dileyerek Türk varlığını İranda organize bir şekilde güçsüzleştirmek ve parçalamak çabasındadır. Türk insanı bütün bu hazırlanmış senaryolar karşısında hazırlıklı olup kendi tepkisini akılcı bir biçimde ortaya koymalı ve bütün olumsuzluklara karşın varlık mücadelesine tam gücü ile devam etmelidir.

Sonuç olarak Fars ırkçılığı somut bir şekilde devam etmektedir. İsterse bu düşmanlık bilerek veya bilmeyerek olsun sonuç için değişen bir şey olmayacak çünkü ırkçılık cehalletten beslenmektedir. Fars ırkçılığı zihniyetinden zehirlenmiş insanlar “bu videoda tepki gösterecek bir şey yok” diyorsa eğer bir an videodaki Türk ve Fars karakterleri yerini akıllarında değiştirerek cahilliklerinin derinliğini anlama imkanları olur. Modern dünyada veya topluluklarda çirkin ve iğrenç insan dışı davranışlar olarak değerlendirilen “ayrımcılık” faaliyetleri hala İran gibi ülkelerde normal gözüküyorsa demek ki çok uzun ve engebeli bir yol katetmemiz lazım barışçıl ve modern bir dünya’ya ulaşmamız için. Bunu unutmayalım ki din, ırk, kimlik vs. üzerinden yapılmakta olan ırkçılıkların canlı örneği ortadoğuda teror estirip kan döken PKK veya İŞİD dir. Gerici düşünceler ve söylemlere değil barışçıl ve modern dünyaya doğru adım atmalıyız. Bu dünya hepimizindir ve paylaşılmayacak hiç bir şey yoktur. Yaşasın Azerbaycan ve yaşasın içinde yaşadığımız dünya.